Suratmp3

Surah Abese

4,269 Ziyaret

Read Surah Abese full online with english translation

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ١
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi. 1
أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ٢
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi. 2
وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ٣
Ne bilirsin, belki de o arınacak; 3
أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ٤
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti. 4
أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ٥
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun. 5
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ٦
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun. 6
وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ٧
Arınmak istememesinden sana ne? 7
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ٨
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun. 8
وَهُوَ يَخۡشَىٰ٩
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun. 9
فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ١٠
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun. 10
كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ١١
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür. 11
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ١٢
Dileyen onu öğüt kabul eder. 12
فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ١٣
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir. 13
مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۭ١٤
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir. 14
بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ١٥
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır. 15
كِرَامِۭ بَرَرَةٖ١٦
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır. 16
قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ١٧
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür! 17
مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ١٨
Allah onu hangi şeyden yaratmış? 18
مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ١٩
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş; 19
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ٢٠
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır. 20
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ٢١
Sonra onu öldürür ve kabre koyar. 21
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ٢٢
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir. 22
كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ٢٣
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir. 23
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ٢٤
İnsan, yiyeceğine bir baksın; 24
أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبّٗا٢٥
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz. 25
ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقّٗا٢٦
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz. 26
فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبّٗا٢٧
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz. 27
وَعِنَبٗا وَقَضۡبٗا٢٨
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz. 28
وَزَيۡتُونٗا وَنَخۡلٗا٢٩
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz. 29
وَحَدَآئِقَ غُلۡبٗا٣٠
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz. 30
وَفَٰكِهَةٗ وَأَبّٗا٣١
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz. 31
مَّتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ٣٢
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir. 32
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ٣٣
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman; 33
يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ٣٤
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar. 34
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ٣٥
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar. 35
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ٣٦
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar. 36
لِكُلِّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذٖ شَأۡنٞ يُغۡنِيهِ٣٧
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır. 37
وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ مُّسۡفِرَةٞ٣٨
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir. 38
ضَاحِكَةٞ مُّسۡتَبۡشِرَةٞ٣٩
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir. 39
وَوُجُوهٞ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةٞ٤٠
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür. 40
تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ٤١
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür. 41
أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ٤٢
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır. 42